“Kalp, Hakk'ın nazargâhıdır; onu neyle doldurursan O'na onu sunarsın.”
Abdulkadir Geylânî Hz.
Bu sözü paylaş ›“Kalp, Hakk'ın nazargâhıdır; onu neyle doldurursan O'na onu sunarsın.”
“Sen kendini küçük bir cisim sanırsın; oysa en büyük âlem sende dürülmüştür.”
“Var olan tek bir hakikattir; çokluk, aynaların sayısıdır.”
“Gözün gördüğü perde, kalbin gördüğü hakikattir.”
“Kalbini boşalt; dolu kaba bir şey konmaz.”
“Sen bir damla değilsin; bir damlada bütün okyanussun.”
“Aradığın şey seni arıyor.”
“Bir ben vardır bende, benden içeri.”
“Beni bende demen, bende değilim; bir ben vardır bende, benden içeri.”
“Tasavvuf, Hakk'ın seni senden öldürüp kendisiyle diriltmesidir.”
“Su, kabının rengini alır; ârif, bulunduğu hâlin.”
“Yılanın derisinden çıktığı gibi benliğimden çıktım; baktım ki ben O'yum.”
“Otuz yıl Hakk'ı aradım; meğer arayan O imiş, aranan ben.”
“Vuslat, iki kapı arasındaki mesafenin kalkmasıdır; kapılar zaten yoktu.”
“Perdeyi kaldıran görür ki perde de O'dur.”
“Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.”
“Kalp, nazar edenin nazarıyla şekillenir; O'na bakanın kalbi O'nun sûretini alır.”
“Bilgi, kalbe inmedikçe yüktür; kalbe inince nurdur.”
“Sükût, suyun dibidir; konuşan dalgadır.”
“Eline, beline, diline sahip ol; gerisi zaten O'nun elindedir.”
“Her ne ararsan kendinde ara; Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değil.”
“Zaman bir noktadır; geçmiş ve gelecek, o noktanın gölgeleridir.”
“Hak şerleri hayr eyler; zannetme ki gayr eyler.”
“Kendini bilen, bütün âlemi okur; âlemi okuyan, kendini kaybeder.”
“Işık, ışığa muhtaç değildir; sen O'nun ışığında kendini görürsün.”
“Seni cehennem korkusuyla değil, cennet ümidiyle değil, yalnız Sen olduğun için seviyorum.”
“Kalbin karanlığı, nurun kıyısıdır; ürkme, yürü.”
“Varlık ışıktır; karanlık, ışığın eksikliğidir, kendisi değil.”
“Yedi vadiyi geçen, aradığının kendisi olduğunu görür.”
“Kuşlar Sîmurg'u aradı; Sîmurg otuz kuştu.”
“Kalp Hakk'ta, el işte; dışın halkla, için Hakk'la.”
“Nefes nefese dikkat; her nefes ya huzurda ya gaflettedir.”
“Sıkıntıyı yalnız Mevlâ'ya açmak, ârifin edebidir.”
“Varlık bir nefestir; alır, verir; sen o nefesin arasındaki sükûtsun.”
“Dünya bir gölge; gölgeye tutunan, güneşi kaybeder.”
“Nefsini yenen, âlemi yenmiştir; âlemi yenen, nefsine yenilmiştir.”
“Her şeyde O'nu gör; görmezsen, gören gözün olmadığını bil.”
“Âlem, Hakk'ın aynasıdır; sen aynadaki nakışsın, nakkaşa bak.”
“Zikir, kalbin nefes almasıdır; nefessiz kalp ölür.”
“Sükût et ki sana söylensin; sus ki duyasın.”
“Sen ne kadar O'ndan uzaklaşırsan, O o kadar sana yakındır.”
“Göz bir pencere; bakan sen değilsin.”
“Kalbin genişliği, kâinatın genişliğidir; dar olan sensin, kalp değil.”
“Hakk'ı bilen susar; bilmeyen anlatır.”
“Ten kafes, can kuş; kafesi kırma, kuşu uçur.”
“Hiçbir şey yok olmaz; sûret değişir, mânâ kalır.”
“Ârif, zamanın oğludur; ne dünde ne yarında, yalnız şimdidedir.”
“Gönül aynadır; silen bulur, kirleten kaybeder.”
“Bilmek, olmaktır; olmayan bilmez.”
“Sabır, acıyı tatlı etmez; seni acıdan büyük eder.”
“Allah'ı bulmak için yola çıkan, yolda O'nun elinde olduğunu anlar.”
“Taç ve tahtı bıraktım; meğer bıraktığım şey bir gölgeymiş.”
“Kalbini Hakk'a ver; kalbin yerine O gelir.”
“Hiç kimse O'na varamadı; O'nun kendisine getirdikleri hariç.”
“Hakk'ın sana bakışı, senin O'na bakışından öncedir.”
“Kâinat bir harftir; okumasını bilen, bütün kitabı okur.”
“Sen O'nu arıyorsun; O seni çoktan bulmuş.”
“Varlıkla yokluk arasında bir nefes var; o nefes sensin.”
“Dünya bir rüya; uyanan, rüyada gördüğüne gülümser.”
“Her zerre O'nu zikreder; sen de zerresin, zikret.”
“Benlik perdesi incedir; ama bütün âlemi örter.”