اللّٰه
Allah
kudretin, yoktan yaratmanın, halk ve emrin sâhibi; zât, sıfat ve fiilleri kendinde toplayan isim
Hazırlanıyor
Allah’ın 99 Güzel İsmi ile
Ruhsal, Zihinsel ve Manevî Dönüşüm
ESMÂÜ’L HÜSNÂ
اللّٰه
kudretin, yoktan yaratmanın, halk ve emrin sâhibi; zât, sıfat ve fiilleri kendinde toplayan isim
الرَّحْمَٰنُ
varlığı ve kemâli her şeye kâbiliyeti ölçüsünce yayan
الرَّحِيمُ
mânevî kemâli kulluğa duranlara husûsî olarak veren
الْمَلِكُ
mülkün ve melekûtun sâhibi; âriflerin kalbini mülk edinen
الْقُدُّوسُ
nitelendiği her vasıftan münezzeh; nefsi kirden arındıran
السَّلَامُ
kendisine yakıştırılandan sâlim; kulunu selâmete çıkaran
الْمُؤْمِنُ
kendi doğruluğuna şâhit olan; ahdinde durana emân veren
الْمُهَيْمِنُ
gizliyi ve açığı gören; kulun nefeslerini sayıp gözeten
الْعَزِيزُ
yenilmeyen, künhü bilinmeyen; kendisine ancak kendisiyle varılan
الْجَبَّارُ
kırılanı vasıtasız onaran; ihtiyacı olmadan itaati emreden
الْمُتَكَبِّرُ
kibriyâ örtüsünü kimseye açmayan; ihsanı elinde tutan
الْخَالِقُ
kudretiyle izhâr eden; dilediğini dilediğinden önce var eden
الْبَارِئُ
var ettiğini tedbîr eden; her birini kendi ölçüsünde tutan
الْمُصَوِّرُ
sûret anahtarlarıyla hazineleri açan; gönülleri tecellîsiyle süsleyen
الْغَفَّارُ
ayıbı bakanların gözünden gizleyen, melek sayfasından silen
الْقَهَّارُ
her dileyişi kabzasında tutan; direneni kahrıyla yumuşatan
الْوَهَّابُ
bedelsiz veren; isyan edilmekle keremi eksilmeyen
الرَّزَّاقُ
îmân ile küfre bakmadan besleyen; kalbleri mârifetle rızıklandıran
الْفَتَّاحُ
kapalı olanı açan; müminin kalbine mârifet, günahkâra mağfiret kapısı açan
الْعَلِيمُ
malûmların çokluğunu kendi birliğinde bilen
الْقَابِضُ
bütün yeryüzü kabzasında olan; dürdüğünde kuvvet bırakmayan
الْبَاسِطُ
rızkı ölçüyle yayan; bastı âhiret yurdunda kayıtsız olan
الْخَافِضُ
kendinden uzaklaştırmakla alçaltan
الرَّافِعُ
velîsinin kalbini kendine yaklaştırmakla yükselten
الْمُعِزُّ
kanaat, yakîn ve zühd ile izzet veren
الْمُذِلُّ
fânî olana tamah eden boyunları zelîl kılan
السَّمِيعُ
fısıltıdan gizlisini işiten; birini işitmesi ötekine engel olmayan
الْبَصِيرُ
kullarının işini gören; zâtını yine kendi zâtıyla gören
الْحَكَمُ
indirdiği hükümle hükmeden; vaadinde kuşku, fiilinde eksik olmayan
الْعَدْلُ
adâletinden korkulan, ihsanından ümit kesilmeyen
اللَّطِيفُ
fiillere sirâyet eden; hikmetinin sırrını mazharlarda gizleyen
الْخَبِيرُ
olacağı olmadan bilen; hükmü değişmeyen, sözü başkalaşmayan
الْحَلِيمُ
gücü yettiği hâlde mühlet veren; görür de acele etmez
الْعَظِيمُ
şe'ni âriflerin kalbine sığmayan; dilleri lâl bırakan
الْغَفُورُ
perdeleri örterek bağışlayan; günahı görünmez kılan
الشَّكُورُ
az itaate çok veren; kulun talebini kendine borç bilen
الْعَلِيُّ
sonradanlık alâmetlerinden zâtı gereği yüce olan
الْكَبِيرُ
kibriyâ örtüsüyle idrâklerin erişmesinden perdelenen
الْحَفِيظُ
kulun tevfîkini koruyan; varı varlıkta, yoku yoklukta tutan
الْمُقِيتُ
her şeyin gıdasını ölçüsünce takdîr eden; kalbe mârifeti ulaştıran
الْحَسِيبُ
kuluna yeten; nimetini sayan, nefesini bilen
الْجَلِيلُ
celâliyle ârifi fânî kılan, cemâliyle seveni dirilten
الْكَرِيمُ
vesîlesiz veren; verdiğine karşılık beklemeyen
الرَّقِيبُ
kulunun hâline şâhit olan; korumak için gözeten
الْمُجِيبُ
istenmeden icâbet eden; hak edilenden fazlasını veren
الْوَاسِعُ
ikrâmı sayıya, nimeti hesaba sığmayan
الْحَكِيمُ
her şeyi menziline indiren, yerli yerine yerleştiren
الْوَدُودُ
velîsini seven ve sevdiren; muhabbeti günahla sarsılmayan
الْمَجِيدُ
şerefiyle övülen; kulunu kimseye muhtaç etmeden azîz kılan
الْبَاعِثُ
yokluktan varlığa, varlıktan berzaha, berzahtan haşre gönderen
الشَّهِيدُ
kendi birliğine şâhit olan; sırları teftîş eden
الْحَقُّ
önünden ardından bâtıl gelmeyen vücûd
الْوَكِيلُ
kendisine bırakılan işe yeten; kulu menfaatiyle zengin kılan
الْقَوِيُّ
izzetiyle ve zıtları birleştiren gücüyle kuvvetli olan
الْمَتِينُ
fiilinde yardıma ve askere muhtaç olmayan
الْوَلِيُّ
dostuna yardım eden; onu karanlıklardan nûra çıkaran
الْحَمِيدُ
hem öven hem övülen; küçük itaati çok sevapla karşılayan
الْمُحْصِي
zâhirde olanı gören, gizlilikte olandan haberdar olan
الْمُبْدِئُ
örneksiz izhâr eden; her mümküne başlangıç hükmü veren
الْمُعِيدُ
fiili iâde eden; her an yeni bir yaratışa dönen
الْمُحْيِي
kabûl istidâdı olan her ayna varlıkla hayat veren
الْمُمِيتُ
ölümü yok ediş değil, bir mertebeden ötekine göç kılan
الْحَيُّ
diriye âit her vasfın kendisinden geldiği dâim
الْقَيُّومُ
her nefsin kazandığı şey üzerine kâim olan
الْوَاجِدُ
aradığını bulan; her şey muhtaçken kendisi müstağnî kalan
الْمَاجِدُ
şerefi zâtından olan; keremiyle övülen
الْوَاحِدُ
ulûhiyeti cihetinden bölünmeyen
الصَّمَدُ
ihtiyaçta ve sıkıntıda tek dayanak; hazineler katında olan
الْقَادِرُ
iktidârı kâbiliyetlere nüfûz eden; iş gören her el kendisinin olan
الْمُقْتَدِرُ
kudretini dilediği sûrette yürüten; takdîrine engel çıkmayan
الْمُقَدِّمُ
sevdiğini hizmette öne geçiren
الْمُؤَخِّرُ
dilediğini geri bırakan; kulunu günahtan uzak tutan
الْأَوَّلُ
ihsanla başlayan; her şeyin yaratıcısı olması cihetinden ilk
الْآخِرُ
işin kendisine döndüğü; mağfiretiyle son olan
الظَّاهِرُ
kendisi için zuhûr eden, dâimâ zâhir olan
الْبَاطِنُ
inâyetiyle gizlenen; yaratılmışlardan bâtın kalan
الْوَالِي
hükmeden; hükmünde adâletle ikrâmı birleştiren
الْمُتَعَالِي
sahip olmadığını iddia edene karşı üstün gelen
الْبَرُّ
muhtaç oldukları için yaratılmışa ihsan eden
التَّوَّابُ
iyiliğiyle kuluna dönen; özrü bağışlayıp tövbeyi mağfiretle karşılayan
الْمُنْتَقِمُ
karşı geleni temizlemek için intikam alan
الْعَفُوُّ
nefisten zillet karanlığını, kalpten gaflet pasını silen
الرَّؤُوفُ
tövbeyle günahkâra, korumayla yakınına şefkat eden
مَالِكُ الْمُلْكِ
mülkün ve melekûtun mâliki; tasarrufu iki âleme de nüfûz eden
ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
celâliyle fânî kılan, ikrâmıyla ihyâ eden
الْمُقْسِطُ
hükmünde haksızlık bulunmayan; velîsini korkudan emîn kılan
الْجَامِعُ
varlığıyla bütün mevcûdu kendinde toplayan; âriflerin himmetini bir araya getiren
الْغَنِيُّ
âlemden müstağnî; itaate muhtaç olmayan
الْمُغْنِي
ihsanıyla dilediğini zengin kılan
الْمَانِعُ
adâletin men ettiğini men eden; men edişi de ikrâm olan
الضَّارُّ
maksada uymayanla imtihan eden; mahrûmiyette bile hazine gizleyen
النَّافِعُ
gâyeye uygun olanla fayda veren
النُّورُ
kendisiyle zâhir olup başkasını izhâr eden; kalbi mârifetle aydınlatan
الْهَادِي
kalbi mârifetine, nefsi itaatine ulaştıran
الْبَدِيعُ
önceki bir örneğe uymadan yaratan; benzeri ve ortağı olmayan
الْبَاقِي
zâtı yok olmayı kabûl etmeyen; kulunu kendi bekâsıyla bâkî kılan
الْوَارِثُ
berzaha göçenlerin ardında bıraktığına vâris olan
الرَّشِيدُ
her canlıyı perçeminden tutup sırât ı müstakîme çeviren
الصَّبُورُ
gücü yettiği hâlde cezâda acele etmeyen
✥ 99 esmânın sonuna geldiniz ✥