Esmâü’l Hüsnâ · 9. İsim
الجبار
kırılanı vasıtasız onaran; ihtiyacı olmadan itaati emreden
Ebced değeri 206
Cebbâr, eşyayı vasıtasız ıslah eden, ihtiyacı olmadığı hâlde itaati emredendir. Cebr kelimesi hem zorlamak hem onarmak hem de azmetmek mânâsına gelir; kırık kemiğe konan tahtaya da cebîre denir. Konevî Hz.'ye göre hiçbir vehim O'nun katına yükselemez, hiçbir idrâk zâtının sırrına erişemez.
Cebir ikiye ayrılır. Doğrudan cebir, bütün nefisler üzerinde hükümrân olan azâmettir; azâmet hüviyet ile ulûhiyet arasında bir berzahtır. Dolaylı cebir ise yaratılmışın yaratılmışa cebridir ve bunun övüleni ihsan cebridir: insan minnet altında kalmayı sevmediği için, kendisine karşılıksız ikrâm edilen kimse farkında olmadan itaate çekilir.
Bu ismin altında duran kişi, hayatındaki kırılmaların zorla değil onarılmak için geldiğini görmeye başlar. Cebbâr'ın elinde kırık, kırık kalmaz; ama onarılırken de kimseye sorulmaz.
Sadreddin Konevî Hz., Şerhu Esmâillâhi'l Hüsnâ (çev. Ekrem Demirli, İz Yayıncılık)
4 yayın · biri bitince öteki başlar
Esmâü’l Hüsnâ, Tirmizî rivâyetindeki doksan dokuz isim tertîbine göre sıralanmıştır; mânâlar Sadreddin Konevî Hz.’nin Şerhu Esmâillâhi’l Hüsnâ’sı esas alınarak verilmiştir (çev. Ekrem Demirli, İz Yayıncılık). Ebced değerleri hesapla çıkarılmıştır. İsminize ve doğum tarihinize göre esmâ analizi ›