# Bitti Dediğin Yerde Yeniden Başlamak: Malikü’l Mülk Esmasıyla Tevekkül ve Umut
*Bazen insanın bütün yolları tükendiğini sandığı yerde, kendisine düşen gayreti yeniden hatırlaması ve Rabbine yönelmesi gerekir.*
Tükendim dediğin yerde
Bazen insan öyle bir imtihandan geçer ki güvendiği dağlara kar yağar. Yıllarca emek verdiği şey elinden kayıp gider. Beklediği kapı açılmaz, kurduğu planlar bozulur ve geleceğe dair düşünceleri ağır bir yüke dönüşür.
Bir zamanlar kolaylıkla taşıdığı hayat, artık omuzlarına fazla gelir. İnsan kendi kendine sorar: Buradan sonra nasıl devam edeceğim?
İşte böyle zamanlarda insanın kalbine dokunan hakikatlerden biri, mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu hatırlamaktır.
**Malikü’l Mülk**, mülkün mutlak sahibi anlamına gelir. Bu isim, insana kendi gücünün sınırlarını, elindeki nimetlerin emanet oluşunu ve hayatın her ayrıntısını kontrol edemeyeceğini hatırlatır.
Kur’an’da şöyle buyrulur:
“De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin, mülkü dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.”
*Âl-i İmrân, 3:26*
Bu ayeti yalnızca bolluk ve iktidar üzerinden okumamak gerekir. Ayet, insanın kendisini her şeyin mutlak sahibi sanmaması için de derin bir tefekkür kapısı açar.
İnsan gayret eder, sever, üretir ve planlar. Fakat sahip olduklarının sonsuza kadar elinde kalacağını garanti edemez. Bunu kabul etmek, hayattan vazgeçmek değil, hayatı daha gerçekçi ve daha derin bir şuurla karşılamaktır.
Her son, mutlaka daha güzel bir başlangıç mıdır?
İnsan acı yaşadığında teselli arar. Kaybettiği şeyin yerine daha güzelinin geleceğini duymak ister. Fakat hayatın her kaybının mutlaka daha büyük bir kazanca dönüşeceğini söylemek doğru değildir. Bazen kayıp gerçekten acıtır, bazen iyileşmek uzun sürer, bazen de insan yaşadığı olayın hikmetini yıllar geçse bile anlayamaz.
İman, insanın her olayın ardındaki bütün sebepleri bildiğini iddia etmesi değildir. Bilmediği yerde de Allah’a yönelmeyi, umudunu korumayı ve doğru olanı yapmaya devam etmeyi öğrenmesidir.
Bir işini kaybeden insan yeni bir iş arayabilir. Bir ilişkisi sona eren insan yasını yaşayabilir ve zamanla hayatını yeniden kurabilir. Bir hata yapan kişi pişmanlık duyabilir, özür dileyebilir ve davranışını değiştirebilir.
Bunların hiçbiri acının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, insanın acısıyla yüzleşirken kendisine yeni bir yol arayabileceğini gösterir.
Bazen yeniden başlamak, bütün kapıların açılmasını beklemek değildir. Önündeki küçük imkânı fark edip ilk adımı atabilmektir.
Malikü’l Mülk ismi insana neyi hatırlatır?
İnsan çoğu zaman kendisini güvende hissetmek için her şeyi kontrol etmek ister. Geleceği hesaplamak, başkalarının davranışlarını önceden bilmek ve kayıpların önüne geçmek için çabalar. Fakat hayatın belirsizliği karşısında bütün bunların sınırları vardır.
Malikü’l Mülk ismini tefekkür etmek, insanın bu sınırı hatırlamasına vesile olabilir.
Mülkün sahibi Allah ise insanın elindeki mal, makam, sağlık ve zaman birer sorumluluktur. Bunları korumak için gayret etmek gerekir; fakat bunları hayatın mutlak güvencesi hâline getirmek insanı yıpratabilir.
Tevekkül, gayreti bırakmak değildir. İnsanın yapabileceğini yapması, yapamayacağı şeyler karşısında ise kendi sınırlarını kabul etmesidir.
Dua eden insan çalışmayı bırakmaz. Allah’a güvenen insan tedbir almaktan vazgeçmez. Teslimiyet, insanın sorumluluğunu terk etmesi değil, sorumluluğunu yerine getirirken her sonucun kendi iradesine bağlı olmadığını bilmesidir.
Kaybetme korkusundan emanet bilincine
Bir şeyi çok sevmek, onu kaybetmekten korkmayı da beraberinde getirebilir. Evini, ailesini, sağlığını, emeğini ve geleceğini korumak istemek insanidir. Fakat korku bütün hayatı yönetmeye başladığında insan sahip olduğu nimetlerin tadını da kaybedebilir.
Emanet bilinci bu noktada önem kazanır.
İnsan sevdiklerini korumaya çalışır ama onların hayatını bütünüyle yönetemeyeceğini bilir. Malını korur ama malıyla övünmez. Geleceğini düşünür ama bugünün bütün huzurunu henüz yaşanmamış ihtimallere teslim etmez.
Malikü’l Mülk ismini anarken şu soruyu kendine sorabilir:
Elimdeki nimetin kıymetini biliyor muyum, yoksa onu kaybetme korkusuyla bugünü de mi kaybediyorum?
Bu soru insanı sorumsuzluğa değil, daha bilinçli yaşamaya çağırır. Çünkü emanet olduğunu bilen kişi elindekine daha dikkatli yaklaşır, başkasının hakkını gözetir ve sahip olduklarını hayır için kullanmaya çalışır.
“Yâ Malikü’l Mülk” ile tefekkür
Şimdi bir an dur.
Seni yoran meseleleri düşün. Kaybettiğin şeyleri, gerçekleşmeyen beklentilerini ve geleceğe dair korkularını fark et. Kendini hiçbir şey hissetmek zorunda bırakma. Üzüntünü inkâr etmeden, içinde bulunduğun hâli anlamaya çalış.
Sonra yavaşça şu ismi an:
**Yâ Malikü’l Mülk.**
Mülkün gerçek sahibi Allah’tır.
Bir kez daha an:
**Yâ Malikü’l Mülk.**
Elimden geleni yapacağım. Fakat bütün sonuçları kontrol edemeyeceğimi de kabul edeceğim.
Yeniden an:
**Yâ Malikü’l Mülk.**
Kaybettiklerimin yasını tutabilirim. Yine de umuda, duaya ve yeni bir adım atmaya yer bırakabilirim.
Bu zikri dilediğin kadar sürdürebilirsin. Otuz üç tekrar gibi bir sayı seçmek kişisel bir zikir düzeni kurmana yardımcı olabilir. Ancak bu sayının mutlaka bir kapıyı açacağına, kayıpları telafi edeceğine veya hayatını kesin olarak değiştireceğine dair sahih bir delil olmadan garanti vermek doğru değildir.
Zikir, Allah’ı anmanın ve kulluk bilincini diri tutmanın bir yoludur. Onu belirli sonuçları elde etmek için kullanılan gizli bir formül gibi görmemek gerekir.
Gerçek vakar, korkusuz görünmek değildir
İnsan bazen güçlü görünmek ister. Kimsenin kendisini üzmesini, küçümsemesini veya zayıf bulmasını istemez. Oysa manevi olgunluk, hiç korkmamak veya hiç üzülmemek değildir.
Gerçek vakar, korkuya rağmen doğru olanı yapabilmektir. Haksızlık karşısında hakkını ararken adaletten ayrılmamaktır. Başkalarının onayını kaybetme ihtimaline rağmen dürüst kalabilmektir.
Allah’a güvenmek, insanlardan yardım istemeyi de yasaklamaz. Bir dostla konuşmak, aileden destek almak, gerektiğinde bir uzmana başvurmak tevekküle aykırı değildir. İnsan, kendisine sunulan meşru imkânları değerlendirirken de Rabbine güvenebilir.
Malikü’l Mülk isminin tefekkürü, insanı başkalarının üzerinde görünmez bir güç sahibi olmaya değil, kendi sorumluluğunu daha bilinçli taşımaya yöneltmelidir.
Malikü’l Mülk ile dua
Ey bütün mülkün sahibi olan Allah’ım!
Gücümüzün tükendiğini hissettiğimiz zamanlarda bize hayırlı yollar arama kuvveti ver. Kaybettiklerimizin acısını küçümsemeden, o acının içinde ümitsizliğe teslim olmadan yaşayabilmeyi nasip eyle.
Yâ Malikü’l Mülk!
Bize verdiğin nimetleri emanet bilmeyi, elimizden gelen gayreti göstermeyi ve sonucunu Sana havale etmeyi öğret. Geçmişin pişmanlıklarıyla bugünü tüketmekten, geleceğin korkusuyla önümüzdeki imkânları görememekten bizi koru.
Allah’ım, borcu olanlara ödeme kolaylığı, iş arayanlara hayırlı iş kapıları, hastalara şifa, yalnız hissedenlere hayırlı dostlar ve kalbi daralanlara ferahlık nasip eyle.
Bize kaybettiklerimiz karşısında sabır, elimizde olanlar karşısında şükür, yanlışlarımızı düzeltmek için cesaret ver. Bizi insanların takdirine esir olmaktan ve kendi gücümüzü mutlaklaştırmaktan koru.
Rabbimiz, önümüzdeki yolun tamamını göremesek de doğru adımı atabilmeyi nasip eyle. Bize helalinden rızık, güzel ahlak, temiz niyet ve hayırlı bir ömür ihsan eyle.
Kalbimizi zikrinle diri tut. Bizi emanetin kıymetini bilen, zorluk karşısında gayret eden ve her durumda Sana yönelen kullarından eyle.
Âmin.
Son söz: Bitti dediğin yerde bir adım daha
Malikü’l Mülk ismini anmak, her kaybın hemen telafi edileceğine dair bir garanti değildir. Fakat insana sahip olduklarının mutlak sahibi olmadığını, kendi gücünün sınırlı olduğunu ve buna rağmen sorumluluklarını yerine getirebileceğini hatırlatır.
Bugün her şeyi çözmek zorunda değilsin. Fakat atabileceğin bir adım varsa onu küçümseme. Birinden yardım isteyebilir, bir hatanı düzeltebilir, yeni bir yol arayabilir veya yalnızca biraz dinlenip yeniden başlayabilirsin.
**Bazen yeniden başlamak, bütün korkularının bitmesi değil, korkularına rağmen umudunu ve gayretini korumaktır.**
Yâ Malikü’l Mülk! Bizi darlıkta ümitsizliğe düşmeyen, nimette şımarmayan, emanetin hakkını veren ve her hâlinde Sana yönelen kullarından eyle.
