İçeriğe geç SESLİ TERAPİ · ÂLİMLERDEN SOHBETLER
Muhyiddin İbn Arabi Hz. Muhyiddin İbn Arabî Hz.: Şeyh ül Ekber. Fütûhât ı Mekkiyye ile varlığın perdelerini tek tek kaldıran, tasavvufun en büyük zirvesi. Her satırı kalbe değil, kalbin ötesine seslenir.
✦
53 sa 38 dk Dinleti Süresi ▶ ♪ Yazıyı dinleyin 0:00 / –:––
Her Şey Yaşandı ve Bitti mi? Bir an olur…
Kalp durur gibi hisseder.
Sanki her şey çoktan olmuş, yaşanmış,
❖ 1. Cilt | Fütühati Mekkiyye | Muhyiddin İbn Arabi Hz. 14 bölüm · 19 sa 45 dk · altmış saniye örnek dinleyin Dinleyin › ve biz sadece bir gölge gibi olan biteni izliyoruzdur.
Bir seçim yaparsın,
ama içten içe bilirsin:
Bu sanki zaten böyle olacaktı.
İşte o an, içinden bir soru yükselir:
“Her şey ezelde yazıldı mı?
Ve biz sadece yazılanı mı yaşıyoruz?”
Bu soru, sadece bir merak değil…
İnsanın en derin varlık sorgusudur.
Kader nedir?
Benim seçimimle yazı arasında nasıl bir bağ var?
Ve zaman dediğimiz şey...
gerçek mi, yoksa sadece bir algı mı?
İbn Arabi’nin derin metafizik bakışı burada başlar.
Ona göre “zaman”, bizim için var olan bir perdedir.
Ama Allah için zaman yoktur.
Çünkü Allah, ezelîdir;
ve ezelî olan, zamanın dışındadır.
Yani bizim “oluyor” dediğimiz şey,
O’nun ilminde çoktan olmuştur.
Ama bu “olmuşluk”,
bizim anlayacağımız şekilde bir determinist yazgı değil,
kuşatıcı bir bilginin sükûnetidir.
İbn Arabi der ki:
“Zaman yoktur. Zamanın hakikati, insanın şuurudur.
Allah’ın ilminde, her şey bir anda mevcuttur.”
O hâlde soralım:
Eğer Allah olmuş olanı zaten biliyorsa,
bizim seçimlerimiz ne işe yarar?
Yoksa biz,
sadece yazılmış olan bir senaryoyu mu yürütüyoruz?
İşte bu ikilemde,
kader ve irade arasında bir sır saklıdır.
Ve bu sır,
ne tam teslimiyetle çözülür,
ne de kuru akılla anlaşılır.
Bu sır,
ancak idrak ve teslim arasında bir derinlikte sezinlenir.
İbn Arabi’nin “ilm-i ilahi” anlayışı,
Allah’ın bilgisinin bizim zamanımıza değil,
zatına uygun bir zaman dışılığına sahip olduğunu söyler.
Yani O, bizimle birlikte “şimdi”yi yaşamaz.
O, her “şimdi”yi ezelde kuşatmıştır.
Ve biz,
bir aynadan yansımış ışık gibi,
O’nun ilmindeki halleri
tek tek perde perde yaşıyoruzdur.
Ama bu yaşantı,
asla boşuna değildir.
Çünkü her “yaşanmış” olan,
seninle yazılan bir şehâdettir.
Bu bölümde işte bu sırra dokunacağız.
Kader nedir?
Takdir nedir?
Âlimlerden Sohbetler Muhyiddin İbn Arabi Hz. Bütün yazıları ve eserleri › Ana Sayfa Kitaplık Duâlarımız Burç ProfilVe “her şey bitti mi” dediğimizde,
aslında hangi zamanın içinde konuşuyoruz?
İnsan kaderi konuştuğunda,
içten içe şu soruya varır:
“Madem Allah her şeyi biliyor,
benim seçtiğim şey zaten seçilmiş değil mi?”
İşte burada kaderin sırrı ile
Allah’ın ilminin sonsuzluğu arasındaki o ince çizgi belirir.
ne geleceği gören bir kehanet,
ne de özgür iradeyi yok sayan bir yazgıdır.
ezelî ilmin kudretle yoğrulmuş dengesidir.
“Allah bilir. Ama bu bilme, senin fiilini zorlayan bir şey değildir.
O, senin ‘seçeceğini’ bilir. Ama senin yerine seçmez.”
Bu cümle, kaderin hakikatini kavramanın anahtarıdır.
Çünkü Allah, zamanla kayıtlı değildir.
O’nun ilmi, bizim henüz adım atmadığımız yolları
Tıpkı bir yazarın sonunu bildiği bir roman gibi…
Karakterler kendi hikâyelerini yaşarken
bizim “yaşama” hürriyetimizi kaldırmaz.
Çünkü O, her şeyin iç yüzünü bilir;
ama kulun seçimini de kendi hür iradesiyle yapmasını murad eder.
İbn Arabi bu dengeyi “ilm-i ilahi” ile “fiilî kesb” arasına yerleştirir.
Allah bütün ihtimalleri bilir;
ama kulun hangi ihtimali seçeceği,
kendi kalbiyle bağlantılıdır.
irade alanının aynasıdır.
O hâlde bu şu anlama gelir:
senin hakikatinle örtüşerek ortaya çıktı.
“Senin kaderin, seninle yazılmıştır.
Sana rağmen değil, senin hakikatinle birlikte.”
Yani kader dıştan gelen bir metin değil,
içeriden doğan bir zuhurdur.
Senin bakışların, niyetlerin,
hepsi bu senaryonun içinde yazılmıştır.
hakikatle uyumlu bir doğuşla olmuştur.
teslimiyetle özdeşleşmek demektir.
kendi hakikatinle barışmak.
sadece başına gelecekler değil;
onlara vereceğin cevaplardır da.
seni hangi duaya götüreceğini de
Rahman zaten bilmektedir.
Ama senin için o yaşanmışlık
seni yeni bir kapıya götürür.
sana yazılmış olanı açar.
Ama o kapıyı açma kararın
Bu yüzden kaderle kehanet arasındaki fark şudur:
Kehanet, belirlenmişliği sabitler;
kader, yönü seninle şekillenen bir akıştır.
Ama seninle yazılmış bir akışta bilir.
ama seni seçiminle tamamlar.
her şey yaşandı ve bitti mi?
Evet, Allah katında her şey olmuş olabilir.
Ama senin için hâlâ oluyor.
Doğar, büyür, geçer, biter.
Biz insanlar için böyledir.
Ama Allah için zaman ne anlama gelir?
O, bizim gibi dün ve yarına mı bakar?
Ve yaratılmış olan bir şey,
O, her şeyi bir anda bilir.
Zamanın olmayan bir zamanı içinde…
İbn Arabi, buna “el-enü’z-zamânîyy” değil,
başlangıcı olmayan ve sonu olmayan bir varlık hâlidir.
olmuş olan, olacak olan ve olan şeyler,
aynı hakikatin farklı vechesidir.
Sen dün bir söz söyledin.
Bugün başka bir karar aldın.
Yarın bir acı yaşayacaksın.
Senin için bunlar ayrı ayrı zamanlar.
bunların hepsi bir tek ilim alanında birleşmiştir.
“Allah’ın ilminde gelecek yoktur.
Ve her hâl, Zât’ın huzurundadır.”
Allah bizim gibi “olacak mı?” diye beklemez.
iradeyi yok eden bir bilgi değildir.
varlığı tamamlayan bir bilgidir.
Tıpkı güneşin ışığını bilmesi gibi…
Güneş, ışığın çıkacağını bilir.
zaten güneşin hakikatindendir.
Allah da senin hakikatini bilir.
seni kuşatan bir bilgidir.
her şey yerli yerindedir.
Bu “zamanın olmayan zamanı” içinde,
senin geçmişin de geleceğin de
her an bu aynadan bir parçayı yaşıyorsun.
İşte bu yüzden bazı anlar sana tanıdık gelir.
Sanki daha önce olmuş gibidir.
bu ilahi aynaya temas etmiş olabilir.
Ruh, zamanın dışından geldiği için
bazı gerçekleri “önceden” değil,
eş-zamanlı olarak hisseder.
Çünkü onun kayıtlı olduğu yer
bizim saatlerimizle çalışmaz.
“zamanı olmayan zamanın içinde seyretmek” olarak tanımlar.
senin bunu “olurken” yaşaman,
bir farkındalık sıçramasıdır.
başına gelen bir şeyi yıllar önce sezmiş gibi olur.
ve o duanın yankısını çok sonra değil,
ezelden beri duyuyormuş gibi hisseder.
zamanın dışındaki bir anla kesişmiştir.
bizim “geçmiş” dediğimiz şey de,
“gelecek” dediğimiz şey de,
O’nun katında hâlâ varlıkta olabilir.
Ve bu da kaderi anlama biçimimizi değiştirir:
Çünkü kader sadece “olacak olan” değil,
aynı zamanda olmuş olanın da devam eden hâlidir.
Sen bir şeyi geçmişte yaşadın sanırsın.
Ama Allah’ın ilminde o hâl hâlâ sürüyordur.
Ve belki de hâlâ senin hakkında hüküm oluşturuyordur.
Sen hangi zamanı yaşıyorsun?
Takvimde yazan zamanı mı,
yoksa kalbinde duran hâli mi?
Ama senin için hâlâ oluyor demektir.
Sonra dönüp bakar ve şöyle der:
Bu söz, bazen bir teselli…
Ama bazen de bir sorgudur:
Ben seçmediysem, kim seçti?
İşte bu noktada üç ilahi çizgi belirir:
Üçü de aynı gökten gelir,
biriyle hesaba çekiliriz.
İbn Arabi’ye göre bu üç kavram
birbirini tamamlayan halkalardır.
________________________________________
Ezelde yazılmış olan ilahi bilgidir.
Allah’ın ilminde, olmuş ve olacak her şey
zorlayıcı bir yazgı değil,
bilgiye ait bir kudrettir.
olacak olanın varlığını boşa çıkarmaz.
Senin ne yapacağını bilir.
________________________________________
Kaderin senin hayatına dokunduğu andır.
Yani Allah’ın ezelî bilgisinden
senin şahsî varlığına inen yazı.
senin varlığınla birlikte şekillenir.
hepsi bu yazıya dâhildir.
Ve bu yüzden senin sınavındır.
________________________________________
İnsana verilen en büyük sır.
“Kulun iradesi, kaderin aynasında tecelli eder.
İrade olmasa, sınav olmaz.
Sınav olmasa, kul da olmaz.”
hepsi yazılmış olanın içine dokunur.
Belki senin için yazılmış olan zorluk vardı,
ve o yazı rahmete dönüştü.
“Allah dilediğini siler, dilediğini sabit kılar.” (Ra’d, 39)
rahmetle değişebilen bir yazıdır.
________________________________________
sadece seni bir sona götürmez,
aynı zamanda senin kim olduğunu açığa çıkarır.
kim olduğunu görünür kılan bir aynadır.
“Kader, senin iç hakikatinin dışa yansımasıdır.
kendine yazılmış olanla buluşuyorsun.
bir ilahi senaryo ile buluşma anıdır.
karşılık görecek bir kapıya doğru yönelir.
________________________________________
Sen iradeni nasıl kullanıyorsun?
Kendi kaderine kızarak mı?
onunla kurduğun bağda gizlidir.
Seni kemale ulaştırabilir.
senin Allah’a nasıl baktığındır.
Ama asla boşa yazılmış olmaz.
✓ Ömür boyu erişim · önce örnek dinleyin