Sabır, Tevbe ve Nefis Terbiyesi
Hayatın telaşı ve yorgunluğu içinde insanı kendi kalbine dönmeye çağıran bu sohbet, Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin Fethü’r Rabbânî adlı eserinden derlenmiştir. Rabbimiz, dinlediğimiz nasihatleri hayatımıza taşımayı ve bizleri salih kullarından eylemeyi nasip etsin.
Ey oğul, mümin dünya hayatında çeşitli imtihanlarla karşılaşabilir. Sıkıntılar bazen insanın sabrını ve kulluğunu sınar. Ancak bir musibet, tek başına Allah’ın kulunu sevdiğinin ya da ona gazap ettiğinin kesin işareti sayılamaz. Bunun hikmetini en iyi Allah bilir. Kulun vazifesi, her hâlinde Rabbine yönelmek, sabretmek ve meşru yollarla çare aramaktır.
Allah’ın verdiği nimete şükret, karşılaştığın kayıp ve güçlüklerde sabırlı ol. Nimetle şımarmak, zorlukta ümitsizliğe kapılmak mümine yakışmaz. Mümin, bollukta şükrünü artırır; darlıkta dua eder, sabreder ve Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.
Nefis, insanı hevâya ve günaha çağırabilir. Kişiyi gösterişe, kibir ve gurura, başkalarını küçümsemeye ve insanların övgüsüne bağlanmaya sürükleyebilir. Bu sebeple nefsini tanı, arzularını dinin ölçüleri içinde tut ve kalbini sürekli hesaba çek. Nefisle mücadele, kendine zarar vermek değil, onu ibadet, ilim, sabır ve güzel ahlâkla terbiye etmektir.
Allah Teâlâ’nın emirlerine sarıl, yasaklarından sakın ve farzlarını yerine getir. Amelini insanların görmesi veya seni övmesi için değil, Allah’ın rızasını gözeterek yap. Riya, niyeti bozar ve insanı gösterişe bağlar. İhlâs ise ameli Allah için yapmak, insanların övgüsünü asıl gaye hâline getirmemektir.
Kalbini kin, haset, kibir ve riya gibi hastalıklardan arındırmaya çalış. Kalpteki dünya sevgisi, insanı Allah’ı anmaktan ve kulluk sorumluluğundan uzaklaştırdığında zararlı hâle gelir. Dünya nimetlerini bütünüyle terk etmek gerekmez. Malı helâlinden kazan, ailene ve çevrene karşı vazifelerini yerine getir, imkânlarını hayra vesile kıl. Dünya elinde bulunsun, kalbinin hâkimi olmasın.
İnsanlardan övgü bekleme, yergilerinden de haksız yere korkma. Bununla birlikte helâl ve meşru işler için insanlardan yardım istemek yanlış değildir. Mümin, sebeplere başvurur, çalışır ve elinden geleni yapar; fakat sebeplerin Allah’tan bağımsız bir güç taşıdığına inanmaz. Rızkı veren Allah’tır. Tevekkül, çalışmayı bırakmak değil, çalışırken kalbi Allah’a bağlamak ve neticeyi O’na bırakmaktır.
Ey cemaat, tövbe edin ve istiğfarı çoğaltın. Kalplerinizi takva, tevhid, tevekkül ve ihlâsla güzelleştirmeye gayret edin. Sözlerinizi amellerinizle doğrulayın. Şeriatın zahirî hükümlerine bağlı kalın, kalbinizi de güzel ahlâk ve samimiyetle arındırın. Hakikat arayışı, Kur’an ve sünnetin rehberliğinden ayrı düşünülemez.
Kalp düzgün olduğunda insanın davranışları da güzelleşir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bedende bir et parçası bulunduğunu, o düzgün olduğunda bütün bedenin düzgün, o bozulduğunda bütün bedenin bozuk olacağını bildirmiş ve bunun kalp olduğunu söylemiştir.








