Nefisle Mücadele, Tevekkül ve Kalbin Islahı
Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin Fethü’r Rabbânî adlı eserinden derlenen bu sohbet, insanı nefsini tanımaya, kulluk vazifelerine sarılmaya ve kalbini Allah’a yöneltmeye davet ediyor. Rabbimiz bu nasihatleri anlayıp hayatına taşımaya gayret eden kullarından eylesin.
Ey oğul, Allah Teâlâ’nın emirlerine sarıl, yasaklarından sakın ve koyduğu sınırları koru. Farzlarını yerine getir, namazını dosdoğru kıl, orucunu tut, zekâtını ver. Gücün yetiyorsa haccet. Helâl lokmaya dikkat et, haramdan ve şüpheli şeylerden uzak dur.
Seni Allah’ın rızasından uzaklaştıran, emirlerine karşı gelmeye sevk eden ve kulluk sorumluluğunu unutturan şeylere karşı uyanık ol. Allah’ın sana verdiği nimetleri O’nun lütfu bil. Nimet geldiğinde şükret, bir nimet elinden çıktığında sabırla Rabbine yönel. Müminin hâli bollukta şükür, darlıkta sabırdır. Nimetle şımarmak da kayıpla ümitsizliğe düşmek de kalbi yıpratır.
İnsanın en büyük imtihanlarından biri nefsinin istekleridir. Nefis, kişiyi hevâya, günaha, gösterişe, kibir ve gurura çağırabilir. İnsanların övgüsüne bağlanmak, onların elindekine göz dikmek ve kendini başkalarından üstün görmek de kalbi Allah’ın rızasından uzaklaştırabilir. Bu sebeple nefsini tanı, arzularını dinin ölçüleri içinde tut ve her davranışında niyetini gözden geçir.
Nefisle mücadele, kendine zulmetmek veya bedenin ihtiyaçlarını yok saymak değildir. Nefsi terbiye etmek, onu ibadet, ilim, sabır ve güzel ahlâkla eğitmek; haramdan uzaklaştırıp Allah’ın emirlerine yöneltmektir. Yeme, uyku ve konuşma konusunda ölçülü ol. Bedeninin hakkını gözetirken israf ve aşırılıktan sakın. Az konuşmak, sözü düşünerek söylemek ve dili gıybetten, yalandan ve kırıcı ifadelerden korumak kalbin muhafazasına yardımcı olur.
Ey oğul, Allah’ın emirlerine sarıl ve her işinde O’na yönel. Allah’tan iste, O’na dua et ve O’na tevekkül et. Bununla birlikte helâl sebeplere başvurmayı terk etme. Çalışmak, tedbir almak ve ihtiyaç duyduğunda insanlardan meşru biçimde yardım istemek tevekküle aykırı değildir. Tevekkül, sebepleri bağımsız bir güç olarak görmeden elinden geleni yapmak ve neticeyi Allah’a bırakmaktır.
İnsanların övgüsüne sevinip yergisinden korkarak yaşamamaya çalış. Bir işi insanların görmesi ve takdir etmesi için değil, Allah’ın rızasını gözeterek yap. Riya, amelin niyetini bozar ve kalbi gösterişe bağlar. İhlâs ise kulun ibadetini ve hayrını Allah için yapmasıdır. Kendi kusurlarınla meşgul ol, başkalarının hatalarını araştırmaya heves etme. Nefsini hesaba çek, fakat kendini hatasız görme.
Tövbe et ve istiğfarı çoğalt. Günahlarından dön, kalbini takva, tevhid, tevekkül ve ihlâsla güzelleştirmeye gayret et. Kalbin hâli davranışlara yansır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bedende bir et parçası bulunduğunu, o düzgün olduğunda bütün bedenin düzgün, o bozulduğunda bütün bedenin bozuk olacağını bildirmiş ve bunun kalp olduğunu söylemiştir.








