İlim, İhlâs ve Kalbin Allah’a Yönelişi
Sesli Terapi Dua kanalımızda Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin Fethü’r Rabbânî adlı eserinden derlenen sohbetleri sizlerle buluşturmaya devam ediyoruz. Bu sohbet, dünya telaşı içinde kulluk sorumluluklarını unutmamaya, ilimle amel etmeye ve kalbi ihlâsla güzelleştirmeye çağırıyor.
Ey oğul, Allah’ın çağrısına yönel. Nefsinin arzularına, dünyanın geçici süslerine ve insanların övgüsüne kapılarak kulluk vazifelerini ihmal etme. Kurtuluş, Allah’ın emirlerine sarılmak, yasaklarından sakınmak ve O’nun rızasını aramaktır.
Farzlarını yerine getir, haramlardan ve şüpheli şeylerden uzak dur. Helâl lokmaya dikkat et. Namazını dosdoğru kıl, orucunu tut, zekâtını ver ve gücün yetiyorsa haccet. Allah’ı zikret, Kur’an oku ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine sarıl. Kur’an mümin için hidayet ve rahmet rehberidir. Sünnet ise kulluğu ve güzel ahlâkı öğrenmenin yoludur.
Salih kimselerle beraber olmaya çalış. Onların ilminden ve güzel edebinden faydalan. Bununla birlikte kişileri dış görünüşlerine göre yargılama. Her insanın hâlini Allah bilir. Mümin, başkalarının kusurlarını araştırmadan önce kendi nefsini hesaba çekmeli, sözleriyle davranışlarını birbirine uygun hâle getirmeye çalışmalıdır.
Şöhret ve insanların övgüsü kalbi gösterişe, kibre ve riya tehlikesine sürükleyebilir. Bu sebeple amellerini Allah’ın rızası için yap. İnsanlar görsün veya seni övsün diye ibadet etme. Fakat insanların ne düşüneceğinden korkarak hayırlı işleri de terk etme. Niyetini düzeltmeye gayret et ve yaptığın amelleri ihlâsla sürdür.
Ey oğul, dilini koru. Çok ve ölçüsüz konuşmak insanı gıybet ve yalan gibi günahlara yaklaştırabilir. Sözünü düşünerek söyle, gereksiz konuşmaktan sakın. Yeme ve uyku konusunda da ölçülü ol. Bedeninin hakkını gözet, fakat aşırılığın ibadet ve sorumluluklarını aksatmasına izin verme.
Ey cemaat, tövbe edin ve istiğfarı çoğaltın. Allah’ın verdiği nimetlere şükredin, karşılaştığınız zorluklarda sabretmeye çalışın. Nimeti veren Allah’tır; nimetler de kul için bir imtihan vesilesidir. Bolluk, insanı şımartmamalı ve kulluk bilincinden uzaklaştırmamalıdır. Sıkıntı ise kişiyi ümitsizliğe düşürmemeli; dua etmeye, helâl yollarla çare aramaya ve Allah’a tevekkül etmeye yöneltmelidir.
Tevekkül, sebepleri terk etmek değildir. İnsan helâlinden çalışır, tedbir alır ve ihtiyaç duyduğunda meşru yollarla yardım ister. Sonucu yaratanın Allah olduğunu bilerek kalbini O’na bağlar. İnsanlara karşı sorumluluklarını yerine getirirken onlardan mutlak güç beklemez, sahip olduğu nimetleri de kendinden bilmez.
İlim öğrenmeden sahih bir kulluk hayatı kurmak güçtür. İlim, ibadetin ve amelin rehberidir. Önce dinin hükümlerini öğren, sonra bildiğinle amel et ve amellerini ihlâsla güzelleştir. İlimle amel edilmediğinde insanın hayatına beklenen fayda yansımayabilir. Sözün amel ile desteklenmesi, samimiyetin işaretlerindendir.








