Dua Etmenin Usul ve Âdâbı
İmam Nevevî Hazretlerinin Dualar ve Zikirler adlı eserinin ilk bölümünde gizli şirkten ve bütün işlerde ihlâslı olmaktan söz etmiştik. Şimdi eserin ikinci bölümünde, dua etmenin usul ve âdâbı üzerinde duruyoruz.
Fıkıh ve hadis âlimleriyle önceki ve sonraki dönem âlimlerinin çoğunluğuna göre dua etmek müstehaptır. Yüce Allah, “Bana dua edin, size karşılık vereyim” buyurmuş; kullarını Rablerine yalvararak ve gizlice dua etmeye çağırmıştır. Dua hakkındaki ayetler ve sahih hadisler pek çoktur. Bu bölümde, dua ederken gözetilmesi gereken temel edepleri ele alacağız. Başarı Allah’tandır.
Dua etmek mi, sükût edip Allah’ın takdirine razı olmak mı daha faziletlidir? İmam Ebü’l Kāsım el Kuşeyrî Hazretleri, Risâle’sinde bu mesele hakkında farklı görüşlerin bulunduğunu aktarır.
Bazı âlimler, “Dua ibadetin özüdür” anlamındaki hadisi delil göstererek dua etmenin daha faziletli olduğunu söylemiştir. Çünkü dua, kulun Allah Teâlâ’ya muhtaç olduğunu bilmesi ve bu ihtiyacını O’na arz etmesidir. Bazı âlimler ise Allah’ın hükmü karşısında sükût etmenin ve O’nun takdirine rıza göstermenin daha uygun olabileceğini ifade etmiştir. Bir başka görüşe göre kul, diliyle dua ederken kalbiyle de Allah’ın takdirine rıza göstermelidir.
Kuşeyrî Hazretleri bu konuda vakitlerin ve hâllerin farklı olduğuna dikkat çeker. Bazı hâllerde dua etmek daha faziletlidir; o vakitte dua etmek edeptir. Bazı hâllerde ise sükût etmek daha uygundur. Kul, içinde bulunduğu hâli gözetmelidir. Kalbinde dua etmeye yöneliş hissediyorsa dua etmesi, sükût etmeye yöneliş hissediyorsa sükût etmesi daha yerinde olabilir.
Bir iş Müslümanların selametini istemek veya Allah’ın dininin ayakta tutulması gibi umumi bir hayra vesile olacaksa dua etmek daha faziletlidir. Çünkü dua ibadettir. İşte kişisel bir beklenti ve nefsin payı ağır basıyorsa sükût etmek daha uygun olabilir.
Duanın edeplerinden biri de lokmanın helâl olmasıdır. Yahyâ bin Muâz er Râzî’nin şu sözü bu hâli ne güzel anlatır: “Günah işlerken Sana nasıl dua edebilirim? Kerem sahibi olduğunu bildiğim hâlde Sana nasıl dua etmem?”
Dua sırasında kalbin huzur içinde olması da önemli bir edeptir. Duanın gayelerinden biri, kulun ihtiyacını ve kulluğunu Allah Teâlâ’ya arz etmesidir. Allah dilediğini yapandır. Kul dua ederken O’na olan ihtiyacını dile getirir ve rahmetine sığınır.
İmam Ebû Hâmid el Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d Dîn adlı eserinde duanın on edebinden söz eder.
Duanın edeplerinden biri, kıymetli vakitleri gözetmektir. Arefe günü, ramazan ayı, cuma günü, gecenin son üçte biri ve seher vakitleri dua için faziletli zamanlardır.
Bir diğeri, kalbin yumuşadığı ve duaya daha açık olduğu hâlleri fırsat bilmektir. Secde hâli, yağmur yağarken edilen dua, namazın kılınmasına yakın vakitler ve zorlu anlar bunlar arasında zikredilmiştir.





