Bu gece dışarıdaki gürültüyü kapının dışında bırak, içindeki ince sesi büyüt.
Karanlık, rahmetin en yumuşak adımlarla yürüdüğü zamandır; göğsünün ortasında usul usul genişleyen o serinlik, yakınlığın işaretidir.
Burada sözlerimiz koşmayacak, nefes alacak; acele etmeyeceğiz.
Gözlerini kapadığında, çiçeklerle dolu bir dergâh avlusu düşün; serin taşların üzerinde sessiz bir su akıyor, revakların gölgesi kalbini dinlendiriyor.
Bu yayında sana hazır bir teselli değil, içinden yükselen bir sükûnet yolunu göstereceğim.
Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin öğrettiği gibi, yalvarış yalnız dilde kalmayacak; hâl olacak, nefes olacak, yürüyüşüne karışacak.
Eşiğe gelmek
Geceyi boş geçirme. Boş geçen bir gece, ertelenmiş bir yakınlıktır. İçinde biriksin diye tuttuğun kırgınlıkları, kimselere söylemeden taşıdığın yükleri, adına bile karar veremediğin o sızıyı tek tek önüne koy. Onları savunma, gizleme, güzelleştirmeye çalışma; hakikat, makyajsız yüzü sever. İçinde bir uğultu varsa, susturmaya çalışma; uğultunun içinden çekip çıkaracağın ince tını, duanın asıl sesidir. O sesi büyütmek için nefesini yavaşlat, omuzlarını bırak, kalbinin attığı yeri elinle bulur gibi düşün; orası, yoluna ışık düşecek ilk menzildir.
Yıkılış bir ayıp değil, eşiğe gelişindir.
Yıkılış bir ayıp değil, eşiğe gelişindir. Eşikler zorlar ama geçit oradadır. Kendi kudretinden vazgeçtiğin yerde, kudretin asıl sahibinin sana nasıl yakınlaştığını fark edersin. Sebeplerin elini gevşet; Sebeplerin Sahibine tutun. Kırık yerlerin penceredir; utanma. Ne kadar kırık varsa o kadar çok yerden nur sızar. Kendi üzerine eğil, içindeki çocuğu kucakla, üzerine kapanmış tozu üfle; o çocuk yakınlığı hatırlar, yolları tanır.
Gecenin lütfu, kalbi çıplak bırakmasıdır. Vitrinde duran cümlelerin anlamı iner, niyetin görünür olur. Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin sesi sanki revaklardan yankılanır: “Kalbin secdeye varmadıkça dilin yorulur.” O halde bu gece yalnız konuşma; susarak da yaklaş. Susuşun da dua olsun, gözyaşın da, iç çekişin de. Zira gece, küçük adımları büyüten sır bir vakittir.
Bir seccade, bir kandil
Kendine küçük bir saha aç. Bir seccade, bir kandil, bir yudum su… Hepsi bir araya geldiğinde kalbin için bir avlu kurulur. O avlunun kapısında bekleyen dertlerini içeri alma; kapı dışına bırak. İçeri yalnız sen ve Rabbin girin. Orada geçmişe mahkeme kurma, geleceğe senaryo yazma; yalnız bugünün kalbini dinle. Damarlarında dolaşan kaygının dilini çöz; kaygının altından, korunma arzusu çıkacaktır. O arzuyu nura emanet et; koruyan korur.
Düşündükçe ağırlaşan meseleleri nefesinle hafiflet. Her nefeste içeri bir huzur al, her verişte yüklerinden bir parça bırak. Nefesin dua olsun; uzamasın, kesilmesin. İçinden fısıltıyla yükselen o çağrıyı her seferinde biraz daha berrak söyle. İsmini andığın Kudret, uzak bir semte değil, göğsünün ortasına konar; yakınlık, işte bu kadar yakındır.








