Gecenin kalbi, insanın kalbine benzer. Dışarıda sessizlik kurulur, içeride yankılar büyür. Rüya, bazen içimizin aynasına düşen bir ışık, bazen hakikatin zarif işareti olur. Fakat ayna buğuluysa suret de bulanık görünür. Gönül aynasını parlatmak rüyanın dilini berraklaştırır. Kur’an kalbe şöyle haber verir. Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. Huzurun yerleştiği yerde gece, yalnız karanlık değil, rahmetten esen bir yel olur. Yine bildirilir ki sabır ve namazla yardım isteyin; bu yardım, gecenin içinden uzanan görünmez bir el gibidir. Resul’ün dilinden salih rüyanın bir müjde olduğu bildirilir; müjde, zorla çağrılmaz, edep ile ağırlanır.
Abdulkadir Geylani Hazretleri rüyanın sırlarını kalbin terbiyesine bağlar. Der ki gönlün kapısına neyi koyarsan gece onu büyütür. Gündüzün dağınık sesi geceye taşınırsa rüya dağılmayı söyler; gündüzün zikri geceye taşınırsa rüya yakınlığı anlatır. Hazret, kalbi aynaya benzetir. Günah aynanın pasıdır, riya aynanın buğusudur, gaflet aynanın karanlığıdır. Pas istiğfarla silinir, buğu doğrulukla dağılır, karanlık zikirle incelir. Ayna parlayınca gece gelen görüntü de berraklaşır. O zaman kul anlar ki rüyada istediğini görmek, nefsin emrini dayatmak değil, gönlü istenene layık hale getirmektir.
Kur’an, gecenin bir kısmında kalkmayı bir yakınlık dili sayar. Gecenin sessizliğinde söz azalır, duyuş artar; duyuş artınca kalp kendi derin adımlarını duyar. O adımları duyan kimse, rüyada görmek istediği şeyi önce niyetinde temizler. Niyet temizlenince istek dua olur, dua hâle dönüşür, hâl rüyanın kapısını çalar. Resul’ün yolunda güzel söz, güzel niyet, güzel zan kalbin misafirliğidir; kötü söz ve kirli niyet kapının eşiğinde üşür, içeri geçemez. Rüyanın dili, kalpte konuşulan dille akrabadır. Kalp zikre ısınırsa rüya da zikri hatırlatır; kalp hırsa tutulursa rüya da hırsın sancısını anlatır.
Birbirine yaslanan halkalar
Geylani Hazretleri yakınlığın edebini öğretirken şöyle işaret eder. Kalbini sahibine emanet et, dilini zikre alıştır, bakışını temizliğe emanet et, niyetini ihlasla koru. Bu cümleler bir sıralama değil, birbirine yaslanan halkalardır. Halkalar birbirine değdikçe iç düzen kurulur; iç düzen kuruldu mu rüya, gündüzün gölgesini değil, Rahmet’in işaretini taşır. Hazret, rüyanın peşinden koşmayı değil, rüyaya layık bir uyanıklık kurmayı öğütler. Uyanıklık, gündüzü dikkat, geceyi sükunet, kalbi edep ile örmektir. Böylece kul, istediğini görmek yerine, görmesi gerekeni sever; sevince, isteğinin hakiki yüzünü tanır.
Rüyada görmek istediğin de çoğu zaman bir kolaylığın kapısıdır; kapıyı zorlamak yerine eşiği temizlemek gerekir.
Kur’an’da her zorlukla beraber bir kolaylık olduğu haber verilir. Rüyada görmek istediğin de çoğu zaman bir kolaylığın kapısıdır; kapıyı zorlamak yerine eşiği temizlemek gerekir. Eşik, niyettir. Niyet berraksa istek, bir teslim nefesine dönüşür. Teslim, vazgeçmek değildir; sonucu Rahmet’e bırakıp hâlini güzelleştirmektir. Bu hâl, rüyanın dilini yumuşatır. Yumuşayan dil, gönle müjde taşır. O müjde bazen bir yüz, bazen bir söz, bazen bir manzara olur; ama hepsi aynı şeyi fısıldar. Yakınlık.








